Aralık - 2019 (Cilt: 8 - No: 16)
1
:
Kapak, Künye, İçindekiler
Kapak, Künye, İçindekiler Tam Metin Detay
2
:
İnsan Hakları Eleştirileri Üzerine Düşünmek
Harun Tepe
İnsan hakları “çağın en önemli başarısı”, “dünya çapında seküler bir din” olarak ilan edilmiş olmasına karşın, geleceğini tehdit eden pek çok eleştiriyle karşı karşıyadır. Bunlar hem insan hakları düşüncesinin kendisine hem de onun pratiğine yöneltilmiş eleştirilerdir. İnsan hakları kavramının genellikle çok açık bir kavram olduğu düşünülse de, insan haklarına yöneltilen eleştiriler onun oldukça belirsiz bir kavram olduğunu göstermektedir. Kavramsal veya teorik eleştiriler büyük oranda insan hakları kavramının belirsizliğine ve soyutluğuna, insan hakları kavramının dayandığı varsayılan insan veya insan doğası kavramına ve evrensellik iddiasına yöneliktirler. Evrensellik, soyutluk ve belirsizlik eleştirilerine ek olarak, dayanışma ve diğer toplumsal değerleri bir yana bırakması, insan haklarına yönelik diğer eleştirilerdir. Başka bazı eleştiriler ise insan hakları teorisi ile pratiği arasındaki uçurumdan kaynaklanan pratikteki başarısızlıklara odaklanmakta ve insan hakları hareketlerinin insan haklarını devrimci özlerinden kopararak hükümetlerin bir aracı haline getirmekle suçlamaktadırlar. Bu yazı insan hakları tartışmaları ışığında bu kavramsal ve pratik eleştirileri ele almaktadır.
İnsan Hakları Eleştirileri Üzerine Düşünmek Tam Metin Detay
3
:
Sosyal Adaletsizlik, İnsan Hakları ve “Mültecilik”
Berfin Kart
Adaletin ne olduğu ve bir toplumda nasıl gerçekleşebileceği felsefecilerin en eski sorunlarındandır. Kimileri iktidarla, özneyle, biyopolitikayla ilişkisinde adaleti ele alırken, kimi düşünürler de onu insan haklarıyla ilgisinde ele almakta, insan haklarının korunmasıyla adaletin gerçekleşmesi arasındaki bağlantıya işaret etmektedirler. Günümüzün kimi düşünürleri “adalet”i, özellikle de “sosyal adaletsizlik” kavramını “insan hakları” kavramıyla ilişkisinde ele almaktadır. Nasıl ki “adalet” kavramı, bir durum olarak “adaletsizlik”le karşılaşmanın sonucunda ortaya çıkan bir fikir, bir düşünce ise, “insan hakları” kavramının da, “adalet” kavramı gibi mevcut insan hakları ihlallerinin gözlenmesinden yola çıkarak türetilen bir düşünce olduğu görülmektedir. İnsan hakları ihlalleri de “sosyal adaletsizlik” gibi mevcut bir durum, bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca, “sosyal adaletsizlik”in dolaylı korunan temel haklarla ilgili bir insan hakları sorunu olduğu görülmektedir. Daha çok gelir dağılımındaki adaletsizliğe ilişkin bir sorun olarak algılanan “sosyal adaletsizlik, ekonomik bir sorun olmasının yanında, etik ve politik bir sorundur. Bugün, dünyamızdaki sosyal adaletsizlik ya da küresel adaletsizlik, terör saldırılarının, yoksul ülkelerde karşımıza çıkan iç savaşların ve çoğu zaman bunlarla ilintili olan göçün en temel nedenlerinden biridir. Çığ gibi büyüyen bir küresel bir sorun olarak ‘mülteci krizi’, göz ardı edilemeyecek bir sorun olarak karşımızda durmaktadır. Bugün, dünyamızda giderek artan göç seliyle, yaşadıkları yerleri terk eden insanlarla karşı karşıyayız. Hayatta kalmak ya da daha iyi koşullarda yaşamak için evini yurdunu terk edip kendilerine yeni bir yurt arayanlar, yurtsuzluk, yoksulluk, ayrımcılık, kültürel farklılık gibi nedenlerle, misafir oldukları ülkelerde de kimi etik, politik ve ekonomik sorunlarla karşılaşmaktadırlar. Ülkelerinden ayrılan mülteciler kırılgan gruplar arasında sayılmaktadır. Misafir oldukları ülkelerde, çoğu zaman hiçbir sosyal ve ekonomik hakka sahip olmayan kadın, çocuk, engelli ya da yaşlı mültecilerin ise çoklu kırılganlıkla karşı karşıya kaldıkları görülmektedir. Bu çalışmada, sosyal adaletsizlik kavramından yola çıkılarak, temel ve dolaylı korunan hakların neler oldukları sorularına değinilecek, sosyal adaletsizlikle temel haklar arasındaki bağlantı açıklığa kavuşturulmaya çalışılacaktır. Bununla birlikte, mülteci sorununun neden yalnızca ekonomik ve siyasal bir sorun olmayıp, aynı zamanda etik de bir sorun olduğu sorusuna sosyal adaletsizlik kavramıyla ilgisinde yanıt verilecektir.
Sosyal Adaletsizlik, İnsan Hakları ve “Mültecilik” Tam Metin Detay
4
:
Neoliberalizm, Kamusallık, Yurttaşlık
Gülben Salman
İçinde bulunduğumuz siyasal iklim, kendine özgü bir rasyonalitesi ve yönetim mantığına sahip olduğu kabul edilen neoliberal bir düzen olarak adlandırılmaktadır. Neoliberalizmin, varoluşun tüm boyutlarını ekonomik ölçülere göre düzenleyen kendine has bir tavrının olduğu ve bu tavrın demokrasinin temel unsurlarını, özellikle de siyasal karakterini çözüp dağıttığı iddia edilmektedir (Brown, 2018). Başka bir şekilde ifade edilirse demos’un, halkın, siyasal özne olma iddiasının, bu yeni düzende teorik açıdan ortadan kalktığı düşünülmektedir. Tarihsel olarak, siyaset felsefesinin ilk metinlerinde başat düşünce Homo Politicus olarak insanın Eski Yunan’da polis içinde yaşamaya yazgılı olduğu ve polis dışında bir varoluşunun mümkün olmadığı bir durumu betimlemekteydi (Platon, Aristoteles). Modern döneme gelindiğindeyse, sözleşme kuramlarının seferber ettiği halk egemenliği kavramının çerçevesi içinde insan, yurttaş olarak kamusallık ve siyasal haklarla donatılmıştır (Locke, Rousseau). Bugüne geldiğimizdeyse, neoliberal çağın öznesinin artık Homo Oeconomicus olduğu iddia edilmektedir (Brown, 2018). Bu türden bir yönetimsellik mantığında (Foucault, 2015), insan ihtiyaçları ve arzularının hepsinin karlı bir girişime dönüştüğü ve insanın ekonomik ölçülere göre düzenlendiği iddia edilmektedir. Buradaki düzenleme bir parasallaşmadan söz etmek anlamına gelmez. Her açıdan, örneğin, eğitim, sağlık, esenlik, aile hayatı gibi konularda çağdaş piyasa özneleri gibi düşünüp davranmamız, neoliberalizmin yarattığı öznelliğin bir sonucudur. Neoliberal rasyonalite, piyasa modelini insani ihtiyaçlar açısından her alana dağıtarak, insanları en ince ayrıntısına kadar piyasa aktörleri biçiminde, homo oeconomicus olarak yapılandırır (Brown, 2018). Bazı düşünürler ise Foucaultcu anlamda biyo-iktidarın dahi yerini daha ileri bir düzey olan psiko-iktidara bıraktığını ve bu durumda psikolojik tekniklerin (Stiegler, 2012) artık insanın ruhunu ele geçirerek “psikopolitik” varlıklar (Han, 2019) olarak tanımladığının altını çizmektedirler. Bütün bu tanımlamalarda ortak olan görüş, bugünün başat yönetim biçimi olan neoliberalizmin, demokrasinin anlam ve içeriğini piyasa değerleriyle doldurmasının bir sonucu olarak (Brown, 2018), herkesin kendini bir şirket olarak görüp, kendini “kendi şirketinin kendini sömüren işçisi” olarak “hem efendi hem köle” olarak kurması ve eskinin sınıf mücadelesinin “insanın kendisiyle iç savaşı” haline dönüştüğünün kabul edilmesidir (Han, 2019). Neoliberal psikopolitika, herkesi kendi tekilliğinde “ruh”unu ele geçirerek sömürmektedir. Neoliberal rejimin öznesi “kendini optimize etme buyruğuyla, sürekli olarak daha fazla performans gösterme baskısıyla harap olur”, dahası artık “herkes kendinin panoptikonudur”, “psikopolitik bir yönlendirmeye” durmaksızın maruz kalır ve yalnızca “kendini sömüren bir kendilik girişimcisidir” (Han, 2019). Bu çalışma böyle bir durumda, şunu iddia etmeyi amaçlamaktadır: Belirli bir kamusallık imkânı ortadan kalktığında, insanlara düşen fail yurttaşlar olarak eyleyen olmaktan çok seyreden olmak olduğunda dahi, bir seyirci olmak eylemin faili olmaktan farklı yeni bir siyasallaşma imkânı ortaya çıkartabilir. Bu iddia siyaseti anlamak demenin aslında tam da olan biteni yargılama eylemi olduğunu söyleyen Hannah Arendt’in metinlerine başvurmamızı gerektirmektedir. Vita Contemplativa ve Vita Activa arasındaki ayrıma son çalışmalarında (Arendt, 2018) geri dönen Arendt açısından bakıldığında, neoliberalizmin öznesi, Kant’tan aldığı ilhamla Vita Activa ve Vita Contemplativa kavramlarının ilişkisi bakımından, yurttaş olarak belirli bir siyasal potansiyeli hala taşımaktadır.
Neoliberalizm, Kamusallık, Yurttaşlık Tam Metin Detay
5
:
Posseible Düşünme Dergisi Sayı 16, Tüm Yazılar
Posseible Düşünme Dergisi Sayı 16, Tüm Yazılar Tam Metin Detay
Makale Arama
Sayı
Anahtar Kelime, Yazar(lar)
Künye
Sahibi / Owner
Ertuğrul Rufayi TURAN
Editör ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü / Editor
Ertuğrul Rufayi TURAN
Editör Yardımcıları / Assistant Editors
Emrah AKDENİZ
Ömer Faik ANLI
Yayın Kurulu / Editorial Board
Ahmet İNAM
(Orta Doğu Teknik Üniversitesi)
Erdal CENGİZ
(Ankara Üniversitesi)
Kurtuluş DİNÇER
(Hacettepe Üniversitesi)
Ertuğrul Rufayi TURAN
(Ankara Üniversitesi)
Sedat YAZICI
(Çankırı Karatekin Üniversitesi)
Emrah Akdeniz
(Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi)
Senem KURTAR
(Ankara Üniversitesi)
Seyit COŞKUN
(Ankara Üniversitesi)
Ömer Faik ANLI
(Ankara Üniversitesi)
Danışma Kurulu / Board of Consultants
A.Kadir ÇÜÇEN
(Uludağ Üniversitesi)
Ayhan SOL
(Orta Doğu Teknik Üniversitesi)
Barış PARKAN
(Orta Doğu Teknik Üniversitesi)
Besim DELLALOĞLU
(Sakarya Üniversitesi)
Cemal GÜZEL
(Hacettepe Üniversitesi)
Çetin TÜRKYILMAZ
(Hacettepe Üniversitesi)
Elif ÇIRAKMAN
(Orta Doğu Teknik Üniversitesi)
Erdinç SAYAN
(Orta Doğu Teknik Üniversitesi)
Güçlü ATEŞOĞLU
(Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi)
Gülay ÖZDEMİR AKGÜNDÜZ
(Bingöl Üniversitesi)
Güzin YAMANER
(Ankara Üniversitesi)
Halil TURAN
(Orta Doğu Teknik Üniversitesi)
Harun TEPE
(Hacettepe Üniversitesi)
Hüseyin Gazi TOPDEMİR
(Muğla Üniversitesi)
Kubilay AYSEVENER
(Dokuz Eylül Üniversitesi)
M.Cihan CAMCI
(Akdeniz Üniversitesi)
Melih BAŞARAN
(Galatasaray Üniversitesi)
Nazile KALAYCI
(Hacettepe Üniversitesi)
Nilgün TOKER KILINÇ
(Ege Üniversitesi)
Remzi DEMİR
(Ankara Üniversitesi)
R. Levent AYSEVER
(Dokuz Eylül Üniversitesi)
Serpil SANCAR
(Ankara Üniversitesi)
Yasin CEYLAN
(Orta Doğu Teknik Üniversitesi)
Zeynep DİREK
(Koç Üniversitesi)
M. Murat YÜCEŞAHİN
(Ankara Üniversitesi)
Vefa Saygın ÖĞÜTLE
(Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi)
Sekreterya / Secretariat
Zeynep İrem ÖZATAY
Yazışma Adresi / Mailing Address
Ankara Üniversitesi,
Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Felsefe Bölümü, Ankara

Posseible Düşünme Dergisi hakemli bir dergidir. Yılda iki sayı olmak üzere elektronik ortamda yayınlanır. Posseible Düşünme Dergisi 2016 yılından itibaren The Philosopher's Index tarafından dizinlenmektedir.
ISSN: 2147-1622
editor@posseible.com
www.posseible.com
Tel: 0 312 310 3280 / 1232 – 1233
Posseible Düşünme Dergisi - editor@posseible.com
İşbu sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki dökümanlar izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. © 2012
Web Tasarım